Samtay Vakfı

Kategoriler

İzlenilen ürünler

Yazarlar

Haber bülteni

Kıbrıs Türk Halk Edebiyatında Destanlar ve Ağıtlar Cilt 1


Kıbrıs destanları ve ağıtları Cilt-1

Detaylar

Satışta
19,00 Ytl

Mevcut:

100 Stoktaki Ürün


ÖNSÖZ

Kıbrıs destanları ve ağıtları; çarşılarda, meydan-larda, dost toplantılarında, halk dilinde yüzyıllar boyu ya-ÅŸadı, yaÅŸatıldı. Kimi destanlar tarihe yenik düÅŸtüler, unu-tulup gittiler. Ne yazık ki yarım yüzyıl öncesine kadar bir Allah’ın kulu çıkıp da yazıya dökmedi. Oldum olası yazı-yı seven bir toplum deÄŸiliz. Yazmaktan çok, konuÅŸmayı yeÄŸleriz. İki üç kiÅŸi bir araya geldiÄŸimizde, “konuÅŸmak, kuru üzümden tatlıdır” atasözümüzün gereÄŸini fazlasıyla yerine getiririz. Sözden söze geçeriz. BilindiÄŸi gibi çok konuÅŸulan yerlerde kültür de çok üretilmektedir. Bizler bir yandan kültür üretiriz, bir yandan da kültür tüketiriz. Tüketimden destanlarımız da paylarına düÅŸeni aldı. Kıbrıs’ta 1571’den beri Türk varlığı, bilinen bir gerçektir. Destanlarımıza baktığımızda en eskisinin yaşı-nın, 150 olduÄŸu görülür. İnsan sormadan edemiyor : - 280 yıl süresince insanlarımız, hiç mi destan söylemediler ? Onca isyan oldu; bastırılmalarında kahramanlık-lar yaÅŸandı. Kuraklıklar, salgın hastalıklar oldu. Nice can-lar daha yaÅŸama doymadan dünya deÄŸiÅŸtirdi. Yersarsıntı-ları köyleri yerle bir etti. YaÅŸanan onca büyük olaylarla ilgili olarak, günümüze, neredeyse hiçbir halk ürünü ula-ÅŸamadı. Üretilenler, üretenleriyle birlikte yok olup gitti-ler. Son yıllarda yapılan araÅŸtırma çalışmaları öteki sözel halk edebiyatı ürünleri gibi, destanlarımızın da bel-leklerde kalanlarını ucundan kuyruÄŸundan da olsa yakala-mamızı saÄŸladı. ÇeÅŸitli dergi, gazete ve kitaplarda bölük pörçük de olsa, deÄŸiÅŸik tarihlerde yazıya döküldü. ÇoÄŸu alanda olduÄŸu gibi, destanlar konusunda da adamızda da-ğınıklık yaÅŸanmaktadır. Bu dağınıklıktan, bir de ilgi eksikliÄŸinden dolayı edebiyat hocalarına : ‘Kaç destanımız var ?’ diye sorsak, sanırım doÄŸru yanıtı veremezler... Destanlarımız, bu alanda yapılan bir ilk giriÅŸimle ve üç ciltlik kitap projesinde toplanarak, dağınıklığı orta-dan kaldırılacaktır. Benim ölçülerime göre yapılan çalışma soylu ol-duÄŸu kadar, bilimin da gereÄŸidir. Çünkü destanlar, Kıbrıs Türkleri’nin tapu senetleridir. Destan deyip de geçmeyin. Dizeleri arasındaki çığlıklar, naralar dillendirildiÄŸinde, çaÄŸları, dönemleri birbirine baÄŸlamaktadır. Kimi zaman da, bir asılma öyküsünün ardından akıtılan göz yaÅŸlarıdır-lar. Yüzyıllar boyudur akarlar, akarlar ama bir türlü bitip tükenmezler. Destanlar Kıbrıs Türk toplumunun benliÄŸidir, be-ÄŸenisidir, inancıdır, baÅŸkaldırısıdır. Kısacası destanlar, Kıbrıs Türk Toplumunun kimliÄŸini ele veren donelerin en önemlilerinin biridir. Destan destan deyip durduk. Peki, nedir destan ? ‘Destan’ sözcüÄŸü dilimize Farsça’dan ödünçleme olarak girmiÅŸtir. Aslı ‘dâstân’dır. Destan sözcüÄŸünü al-mışız ama, anlam deÄŸiÅŸikliÄŸine de uÄŸratmışız. Farsça’-daki dâstân sözcüÄŸünün anlamı “Efsane, mesel, hikayet-î güzeÅŸtegân” olarak bilinmektedir. Anlam deÄŸiÅŸikliÄŸinin yanında ses deÄŸiÅŸikliÄŸine de uÄŸratarak kullanmaya baÅŸ-landı. Kıbrıs’ta da, Türkiye’de olduÄŸu gibi destan den-mektedir. Destan sözcüÄŸünün batı dillerindeki karşılığı “legend” ve “epope” sözcükleridir. Kullandığımız des-tan sözcüÄŸünün karşılığı Lâtince’de “Legenda”dır. “Le-genda” sözcüÄŸü de geleneksel halk hikâyesi, mit, masal, fabl, tarih olarak anlamlandırılmaktadır. “Epopoiia”, “epopoiis” sözcüÄŸü de “Legenda”ya karşılık olarak gös-terilmiÅŸtir. “Epopée” ise gerçek ve olaÄŸanüstülüklerin karışık olduÄŸu uzun soluklu ÅŸiir, amacı büyük kahraman-lıkları, büyük tarihsel olayları dillendiren hikâye olarak tanımlanmaktadır. KarşılaÅŸtırmalı Türk Lehçeleri sözlüÄŸüne göre destan sözcüÄŸünün diÄŸer Türk lehçelerindeki karşılığı ise, ÅŸöyledir : Azeriler “dastan” demektedirler. Kazak Türkçe’-sinde “destan” sözcüÄŸünün iki karşılığı vardır. Bunlar “dastan” ve “fır”dır. Kırgızlar “dastan” demektedirler. Özbekler “dâstân” olarak dillendirmektedirler. Tatar Türkçe’sinde “dastan” ve “epos” olmak üzere iki karşı-lığı vardır. Türkmen Türkçe’sinde de “epos” ve “des-san” biçiminde söylenmektedir. Uygur Türkçe’sinde de “rivayat” ve “dastan” sözcükleri kullanılmaktadır. Ya-kutlar “olongho” derlerken, Kırım, Kuman ve ÇaÄŸatay edebi dillerinde “hikâye, kıssa, destan”, eski söz anlamı-na gelen “irteÄŸi”, “ertegü” sözcüÄŸünün kullanıldığı bi-linmektedir. Bilim adamlarının destanın anlamı konusunda az da olsa farklı görüÅŸleri vardır. Mehmet Zeki Pakalın, ‘Osmanlı Deyimler Sözlü-ÄŸü’ adlı eserinde destanı, “Bir olay veyahut belirli bir durum hakkında söylenen manzum sözlerdir” biçiminde açıklamaktadır. Faruk Kadri TimurtaÅŸ’ın destan tanımıysa olduk-ça farklıdır. ‘Tarih İçinde Türk Edebiyatı’ adlı kitabında ÅŸöyle demektedir : “Tarihten önce veya tarihin baÅŸlangıcı sı-rasında oluÅŸurlar ve bir milletin geçirdiÄŸi macera-ları, yetiÅŸtirdiÄŸi kahramanları, tabiat, dünya ve toplum hadiseleri hakkında düÅŸüncelerini, bunlar karşısında aldığı durumları anlatırlar. Konuları din ve kahramanlıktır.” Bilim adamları tarafından destan olarak nitelendirilen ve Türkiye’de ve Balkanlar’da da söylenen “Açgözlü Destanı”, Faruk Kadri Timur-taÅŸ’ın tanımına göre destan deÄŸildir. Her ne kadar da ‘Açgözlü Destanı’nda Ramazandan söz edilse de, konusu din ve kahramanlık deÄŸildir. Faruk Kadri TimurtaÅŸ’ın tanımına ters olan böylesi ör-nekler gerek Kıbrıs halk edebiyatında, gerekse Türkiye halk edebiyatında çoktur. Nihal Adsız da ‘Türk Edebiyatı Tarihi’ adlı kitap-ta destan kavramına yüklediÄŸi anlamları, ÅŸu tümcelerle ifade eder : “Eski zamanlarda milletlerin başından geçen hadiselerin, halk dilinde edebi bir ÅŸekil almasıyla oluÅŸan türler.” Zeki Velîdî Togan, destan kavramına yüklediÄŸi anlamları ‘Adsız Mecmua’sında ve ‘Türk Destanlarının Tasnifi 1’ adlı makalesinde; “Destanlar tarihi olayları tasvirden çok, mil-letin yüksek milli duygularını aksettiren halk edebi-yatı eserleri olduÄŸunu, tamamıyla veya az çok tari-he dayanan bir ideal alemini yansıttıklarını.” yazar. ‘Resimli Türk Edebiyatı Tarihi cilt 1’ adlı eserin-de Nihat Sami Banarlı, destanın tanımını ÅŸöyle yapmakta-dır : “Milletlerin din, fazilet ve milli kahramanlık mâceralarının manzum hikâyeleridir.” Fuat Köprülü’nün ‘Türk Edebiyat Tarihi’ adlı e-serinin üçüncü baskısının 41’nci sayfasındaki destan a-çıklaması ÅŸöyledir : “Destanlar, milletin mâneviyatından, ruhun-dan, tarihi ve estetik varlığından kendi kendine doÄŸmuÅŸ ortak verimlerdir.” Tahir-ül Mevlevi, destan konusundaki görüÅŸ ve tanımlamalarını ‘Edebiyat Lügatı’ adlı kitabında ortaya koymuÅŸtu. Onun destan konusundaki görüÅŸlerini, ÅŸöyle özetleyebiliriz : “Milli destanların, her kavmin efsanevî tari-hinden, hayalî ilâhlarından, kahramanlarından, savaÅŸ ve zaferlerinden, yani eski övünülecek iÅŸle-rinden bahseden eserlerdir.” Åžükrü Elçin, destan konusundaki tanımlamasını ‘Türk Kültürü’ adlı yapıttaki ‘Türk Dilinde Destan Keli-mesi ve Mefhûmu’ adlı makalesiyle yapmıştır. Destanı ÅŸöyle anlamlandırmıştır : “Zaman ve mekân içinde toplumun iradesini ellerinde tutan Kahraman - bilge ÅŸahsiyetlerin menkabevî ve hakiki hayatları etrafında oluÅŸmuÅŸ, uzun ve didaktik hikâyelerdir.” Yapmış olduÄŸu bu tanımın yanında Divan Edebi-yatına ait, dinî hikâyeleri, fikrî ve tasavvufi eserleri, men-sur edebi eserleri ve tarihleri de destan kapsamına almış-tır. Pertev Naili Boratav, destan kavramının boyutla-rını daha geniÅŸ tutmuÅŸtur. Destanın oluÅŸması için toplum-la bireyin kaynaÅŸması gerektiÄŸi üzerinde durmuÅŸtur. İkin-ci aÅŸama olarak da bireyle toplum arasında zıtlaÅŸmaları gerektiÄŸini vurgulamıştır. “Destan bu özellikleri taşıyan dönemlerde toplumun dışındaki kuvvetlerle, örneÄŸin Tan-rılarla, doÄŸayla, afetlerle veya baÅŸka ulusların kahra-manlarıyla savaşımının romanıdır”, demiÅŸtir. Kıbrıs Türk Destanları da dünyadaki destanlar gi-bi tarih yazımı deÄŸildir. Ama tarihle dolaylı da olsa baÄŸ-ları vardır. ÖrneÄŸin Hasan Bulli Destanı, Mida Destanı ve Polis Destanı örnekleri belli bir dönemi aydınlatmak-tadır. Sözü edilen her üç destan da dikkatlice okunduÄŸun-da dizeleri arasındaki sosyal gerçekleri barındırdığı gö-rülmektedir. Özellikle Hasan Bulliler Destanı İngiliz sömürge yönetiminin haksızlıklarını, çarpıklıklarını gözler önüne sermektedir. Destan, sosyal çalkantıları da içermektedir. Hasan Bulliler ilk bakışta birer eÅŸkıya gibi görünmelerine karşın, gerçekte sömürge yönetiminin haksız uygulamala-rına karşı sıkılan kurÅŸunlar ve atılan naralardan oluÅŸmak-tadır. Bence hedef ne olursa olsun, kurÅŸunlar sömürge yönetimine sıkılmıştır. İşte bu yönleriyle Hasan Bulliler, benim gözümde birer kahramandırlar. KurtuluÅŸ Savaşına katılan Çakırcalı Mehmet Efendi de baÅŸlangıçta eÅŸkıya deÄŸil miydi ? Demek ki eÅŸkıyadan da kahraman olurmuÅŸ. Kimi destanlar bu yönleriyle tarihi olayların, bireyler ü-zerindeki etkisinin yansımasıdır bence. Polis Destanı, sömürge yönetiminin katı polis ku-rallarıyla insanlarımızın alışkanlıklarının çatışması olarak nitelendirilebilir. Destan, verilen cezanın insan ruhu üze-rinde oluÅŸturduÄŸu boraları, burkaçları dile getirirken, acı-masızlığın boyutlarını da sergilemektedir. Toplumumuzun sosyal yapısını irdeleyen destanı-mız da vardır. Yokluk, kıtlık, açlık dönemlerinde insanla-rın çaresizlik içinde kıvranışları sonucu yükümlülüklerini yerine getirememeleri, destana yansımıştır. “Alacaklı Verecekli Destanı”ndaki kahraman, ça-resizlikten iÅŸi deliliÄŸe vurmaktadır. BilindiÄŸi gibi Kıbrıs’-ta felâketler, yıkımlar her döneme mührünü vurmuÅŸtur. Kıtlıklar, kuraklıklar, yersarsıntıları, çekirge felâketleri ve son yıllardaki savaÅŸlar halkı örsle çekiç arasında tut-muÅŸtur. Bu koÅŸullar arasında yaÅŸayan kiÅŸinin borcunu ödemede çekeceÄŸi güçlüÄŸü düÅŸünmek için, sivri zekâlı olmak gerekmez. YaÅŸanan olumsuzlukların ürünü olan sosyal çalkantılar, yerlerini destan dokularında almışlar-dır. YaÅŸanan felâketler ve haksız uygulamalar kahraman-larını yaratmıştır. Kıbrıs Destan kahramanları da dünya destanlarında olduÄŸu gibi içe deÄŸil, dışa dönüktür. Her ne kadar da Hasan Bulli kardeÅŸler kendileri için kurÅŸun atar gibi görünseler de, gerçekte atılan kurÅŸunların hedefi, baÅŸkadır. Yaptıkları iÅŸ halkın büyük kesimi tarafından onaylanmaktadır. Gittikleri her yerde barınma ve beslen-melerine halkın yardım etmesi nasıl açıklanabilir ? Daha-sı İngiliz Sömürge Yönetimi’nin baÅŸlarına ödül koyması-na karşın, çok uzun süre yakalanmamaları, korkuya da-yalı da olsa bir sevginin varlığının kanıtı deÄŸil mi ? Halk, kendi benliÄŸini böylesi destan kahramanlarında görmüÅŸ olabilir bence. Dünyadaki çoÄŸu destana musikî de eÅŸlik eder. Oysa Kıbrıs’ta destanlar musiki araçları kullanılmadan söylenmekteydi. Kıbrıs Türk destanlarını günümüze ulaÅŸ-tıran Aynalı’nın ses bantları arÅŸivimdedir. Bantlar dinle-nildiÄŸinde musikî araçlarının kullanılmadığı görülmekte-dir. Çok eski yıllarda kullanılmış olabilir, ama bugün eli-mizde bunun kanıtı yoktur. Dünyada olduÄŸu gibi Kıbrıs Türk toplumunda da destanlar, sözlü geleneÄŸin bir ürünüdür. Dilden dile akta-rıla aktarıla günümüze ulaÅŸmışlardır. Destanlar tarih için-de yolculuklarını sürdürürlerken, eklemeler çıkarmalar yapılmıştır. YaÅŸanın bu gerçek, destan varyasyonlarının oluÅŸmasının nedenidir. Olay, destan aktarıcılarının hafı-zalarıyla da doÄŸrudan ilgilidir. Ülkemizdeki araÅŸtırma-cıların bulgularını yayımladıkları kitapları, dergileri kar-şılaÅŸtırdığımızda, uzunluk kısalık yönünden farklı sayıda dörtlüÄŸün olduÄŸunu görürüz. Destanlar, dini öyküler deÄŸildir. Buna karşın dini öÄŸelerin ağır bastığı destanlar da vardır. “Adem ile Havva Kıssası” buna örnek deÄŸil mi ? Dini inançların toplum-ların biçimlenip ortak paydada birleÅŸmesinde, ne kadar etkili olduÄŸu bilinen bir gerçektir. Dünyadaki örnekleri incelediÄŸimizde, destanların genellikle manzum bir yapıya sahip olduklarını görürüz. Åžiirin büyülü gücünün insan yığınları üzerindeki etkisini bilen halk bilgeleri, destanlarını manzum olarak dile ge-tirmiÅŸlerdir. Ses yinelemesi ve ses uyumlarının oluÅŸturdu-ÄŸu ahenk, insan kulağında çok hoÅŸ bir duygu yaratmakta-dır. Kıbrıs Türk destanlarının saptanabilenlerinin hepsi de manzum yapıdadır. Ortaya koymaya çalıştığım görüÅŸe açık kapı bırakmak gerekir. Destanlarımızın yaÅŸları çok küçüktür. BaÅŸta da belirttim. Atalarımızın adaya varışla-rından sonraki ilk iki buçuk yüzyılla ilgili elimizde destan yok gibi... Acaba diyorum, bu dönemde üretilip de günü-müze ulaÅŸmayan destanlar arasında nesir ve nazımın karı-şıp kucaklaÅŸtığı destanlarımız var mıydı ? Karanlık dönem diyeceÄŸim zaman dilimiyle ilgili bilgilerimiz olmadığından, ancak elimizdekilerle yetinip bunlarla ilgili irdelemeler yapmak durumundayız. Ama, ‘ya bir gün karşımıza bir örnek çıkarsa...’ deyip, sözün kapısını da açık tutmak gerekir diye düÅŸünüyorum. Kü-tüphanelerin tozlu rafları arasında unutulup kalan bir yerli ya da yabancının yaptığı derlemeyle karşılaÅŸabilir miyiz ? Kıbrıs Türk destanlarını mercek altına aldığımız-da, ilginç bir durumla karşılaÅŸabiliriz. Kimi destanlarımı-zın varyantlarının Anadolu’da ve Balkanlar’da olduÄŸunu görürüz. Varyantları olan destanlarımıza ise, ÅŸu örnekleri verebiliriz : - Horozun Destanı, - Alacaklı Verecekli Destanı, - YaÅŸ Destanları, - Açgözlü-Ramazan Destanı, - Hayır Etmez Destanı, - Sinek Destanı. “Sinek Destanı” mizahî özelliÄŸinden dolayı Kıb-rıs’ta yaÅŸlılar tarafından yeri geldikçe seslendirilmektedir. Eski yazı “Kerem’le Aslı” hikâyelerinde de “Sinek Des-tanı” bulunmaktadır. Her iki destanın konuları ve abartılı anlatımları çok büyük benzerlikler göstermektedir. “Açgözlü - Ramazan Yemekleri Destanı”nın ya-yıldığı alansa, çok daha geniÅŸtir. Prof.Dr. Nimetullah Hafız’ın hazırladığı ‘Kosova Halk Edebiyatı’nı incelediÄŸimizde, “Açgözlü Destanı”-nın bir varyantının Balkanlarda olduÄŸunu görürüz. Bir varyantının da Anadolu’da olduÄŸu bir gerçektir. Ayrıca eski yazıyla yazılmış bir varyantının da araÅŸtırmacı-yazar Sabri Koz’da olduÄŸu, bilinmektedir. “YaÅŸ Destanları” Kıbrıs ve Türkiye halk edebi-yatında önemli bir yer tutmaktadır. Kıbrıs’ta iki “YaÅŸ Destanı” derlenmiÅŸtir. Türkiye, “YaÅŸ Destanı” yönünden oldukça varlıklıdır. İlk ağızda ÅŸöyle bir sıralama yapabili-riz : Yunus Emre’nin ve KaracaoÄŸlan’ın, adları “YaÅŸ Destanı” olmasa da, aynı içerikte ÅŸiirleri vardır. Cahit Öztelli’nin 8 Mart 1984 (ikinci baskı) An-kara’daki Özgür Yayın Dağıtım yayınları arasında çıkan ‘Yunus Emre-YaÅŸamı ve Bütün Åžiirleri’ adlı kitabın 220. sayfasındaki ÅŸiir. Mustafa Necati Karaer’in ‘100 Temel Eser’ ya-yınlarında çıkan “KaracaoÄŸlan” adlı kitabın 356. sayfa-sındaki ÅŸiir. Cem Dilci’nin hazırladığı ‘Türk Åžiir Bilgisi’ adlı kitapta yer alan ozanlardan; a) Sevda-i Baba’nın yaÅŸ destanı olan “Desitan-ı Sev-da-i Baba”. b) Aşık Seyranî’nin “YaÅŸ Destanı”. Pertev Naili Boratav’ın 1982 yılında basımı ya-pılmış olan ‘Folklor ve Edebiyat’ adlı kitabındaki anonim “YaÅŸ Destanı”. Dr. Amil Çelebi’nin hazırladığı ve ‘Türk Klâsik-leri’ arasında çıkan 1995 İstanbul basımı ‘Ramazan-Nâme’ adlı kitabının 193. sayfasındaki “YaÅŸ-Nâme”. “YaÅŸ Destanı” gibi “Hayıretmez Destanı”nın varyantları da çok geniÅŸ coÄŸrafyalara yayılmıştır. Meslek-lerle ilgili olan bu destan, çeÅŸitli adlarda yayımlanmıştır. Sözünü ettiÄŸimiz destanların bazıları anonimdir. Åžairleri bilinenleri de vardır. Kıbrıs’ta “Hayır Etmez Destanı” olarak bilinen destanın Kosova’daki adı, “Destan-ı Sanat”tır. Türkiye Anonim Halk Edebiyatı tarandığında, çok sayıda esnaf destanının olduÄŸu görülür. Ama 18. yüzyılda yaÅŸamış olan Kâmilî’nin destanının da varlığı, bilinen bir gerçek-tir. Kosova’da derlenen “Destan-i Sanat” 26 dört-lükten oluÅŸmaktadır. 7 dörtlüÄŸü, Kıbrıs’ta derlenen “Ha-yır Etmez Destanı”nın dörtlükleriyle neredeyse sözcük sözcük, aynıdır. Kıbrıs destanlarının bazılarının Anadolu’da ve Balkanlar’da varyantlarının olması bizleri ne üzmeli, ne de yüksündürmelidir. BilindiÄŸi gibi atalarımız Kıbrıs’ın 1571’de fethinden sonra Anadolu’dan devÅŸirme yoluyla getirilip, bu topraklara yerleÅŸtirilmiÅŸlerdir. Atalarımız a-daya gelirlerken kültürlerini de birlikte getirmiÅŸlerdir. Dolayısıyla yapmaya çalıştığımız bu saptamalar, kültür köklerimizin uzantılarını bulmamız yönünden sevindirici bir olaydır. Kaldı ki baÅŸka ulusların destanlarının da var-yasyonları vardır. Ayrıca bizlerin de özgün destanlarımı-zın varlığı, bir gerçektir. Kıbrıs Türk destanlarının biçimleri incelendiÄŸin-de, genelde dörtlüklerden oluÅŸtukları görülmektedir. Ay-rık yapıda olanlar da bulunmaktadır. Destanlarımız dört-lük sayıları bakımından deÄŸiÅŸiklikler göstermektedir. De-ÄŸiÅŸikliÄŸin temel nedenlerinin baÅŸlıcası destanların konula-rıdır. Bir diÄŸeri de, ozanlarının yetenekleridir. Konuların toplum açısından önemleri de, üzerin-de durulması gereken bir husustur. Destanların dörtlük sayıları konusunda deÄŸiÅŸik görüÅŸler vardır. Fahrettin KırzıoÄŸlu’nun ‘Türk Dili Dergi-si’ndeki ‘Halk Edebiyatı Deyimlerimiz’ adlı yazısında, destanlardaki dörtlük sayısının, yüz yirmi bire kadar çıktığı görüÅŸünü ortaya koymuÅŸtur. Öte yandan İhsan OzanoÄŸlu da ‘Aşık Edebiyatı’ adlı eserinde destanların on iki dörtlükten az olamayacağı görüÅŸünü öne sürmüÅŸtür. Hikmet DizdaroÄŸlu da ‘Halk Åžiirinde Türler’ adlı kitabı-nın 94. sayfasında, destanları oluÅŸturan dörtlüklerin dör-de kadar düÅŸebileceÄŸi saptamasını yapmıştır. Ahmet Åžükrü Esen’in çalışmasını yayına hazırlayan Pertev Naili Boratav ve Fuat Özdemir’in ‘Anadolu Destanları’ kitabına baktığımızda, dört bentten oluÅŸan çok sayıda destanın olduÄŸunu görürüz. Kıbrıs Türk Destanları da incelendiÄŸinde uzunluk ve kısalık yönünden çeÅŸitlilik gösterdiÄŸi ortaya çıkmakta-dır. Kıbrıs Türk destanları incelendiÄŸinde, uyak dü-zenleri ve hece ölçülerinin çoÄŸu kez, belli bir düzen içeri-sinde oldukları saptanır. Bunun yanında yer yer uyak dü-zenlerinin farklılık gösteren dörtlüklerinin varlığı da, bir gerçektir. Hece sayılarında farklılık gösteren dizelerin ay-nı destanın içinde yer alma gerçeÄŸi de, ortadadır. Bana göre ada insanının temel amacı, yüreÄŸindekini ve kafa-sındakini dillendirmektir. Ölçüler-uyaklar, ikincil bir uÄŸ-raÅŸtır. Temel olan, anlatımın dinamikliÄŸidir. Kıbrıs destanlarını konularına göre kabaca sınıf-landırdığımız zaman, ÅŸöyle bir sonuçla karşılaşırız : 1) YaÅŸ destanları 2) Güldürü ve mizahi destanlar. 3) Ulusal destanlar. 4) EÅŸkıyaların ve ün salmış kiÅŸilerin destanları. 5) Hapishane ile ilgili destanlar. 6) Afetlerle ilgili destanlar. 7) DeÄŸiÅŸik konulu destanlar. Destanlarımız incelendiÄŸinde; dizeler arasına sa-çılmış olan motifler arasında, geçmiÅŸteki yaÅŸam ve sosyal yapı konusunda epeyce bilginin yer almış olduÄŸunu gö-rürüz. Ayrıca ada coÄŸrafyası konusunda da bilgiler ve ipuçlarının varlığı ortaya çıkmaktadır. Verdikleri tarihi bilgiler de belli dönemleri açıklamamızda bizlere yardım-cı olmaktadırlar. Destanlar, taşıdıkları bu bilgiler yönün-den, dönemler arasındaki iliÅŸkileri açıklamamızda olduk-ça önemlidirler. Bülent FEVZİOÄžLU – Suna ATUN iÅŸbirliÄŸinde ve üç cilt halinde ele alınan bu kapsamlı çalışma, destan-larımız yanında ağıtlarımızı da içermektedir. İnsanoÄŸlu için en önemli iki olaydan birincisi do-ÄŸum, ikincisi de ölümdür. Birincisi baÅŸlangıç, ikincisi de son noktasıdır. DoÄŸumlar ne kadar büyük sevinçse, ölüm-ler de o büyüklükte üzüntüdür, yastır. Hele zamansız ge-len ölümlerin acıları, daha da büyük olur. Ülkemizde doÄŸal olan ölümlerde bile, ölünün ya-kınları göz yaÅŸlarını dökerlerken, ezgili aÄŸlamaktadırlar. Bu geleneksel aÄŸlayış yöntemi kuÅŸaklar boyu sürüp git-mektedir. YaÅŸlılık sonucu doÄŸal ölümlerde bile aÄŸlamak ve yas tutmak geleneÄŸimizdir. Kısacası ağıtlar, her dillendi-rildiklerinde akan göz yaÅŸları ve iç çekiÅŸlerdir. DoÄŸal afetler, kazalar ve cinayetler sonucu zaman-sız ölümlerin acıları çok daha büyük olmaktadır. GeçmiÅŸ-te halk ozanları ya da ölünün yakınları ağıt yakarlardı. Bu gelenek günümüzde de sürmektedir. Gazete sayfalarında, özellikle ölenin kırkıncı gününde, yıl dönümlerinde böy-lesi ağıtlara sıklıkla rastlamaktayız. Sözün özü, ağıt yönünden oldukça varlıklıyız. Buna karşın ağıtlarımız, çok dağınıktır. Gazete sayfaları arasında, dergilerde, sempozyum ve araÅŸtırma kitaplarındadırlar. Bu iÅŸin meraklısı olan kiÅŸinin, elini uzattığında derli toplu bir kaynaÄŸa ulaÅŸtığı, söylenemez. Bu kitap serisiyle ağıtlarımız da, ilk kez bir araya toplanıyor. Böylesi bir çalışma, Kıbrıs Türk Halk Edebiyatı yönünden oldukça sevindirici bir olaydır. Geleneksel ağıtlarımızın yapıları incelendiÄŸinde, geleneksel halk edebiyatımızın yapısına uygun oldukları görülür. Bazılarında ufak tefek aksamalar olsa da, ölçülü ve uyaklıdırlar. Eski ağıtlarımızın hemen hepsi de ezgili-dir. Temel temaları, ölümün nasıl gerçekleÅŸtiÄŸi ya da ger-çekleÅŸtirildiÄŸi yönündedir. YaÅŸanan olayı öyküler biçim-dedir. KuÅŸkusuz, ölen kiÅŸinin yakınları üzerinde bıraktığı acıları dillendirmeleri yanında, yokluÄŸunun sıkıntılarını da bir bir sayılıp, dökülmektedir. Uzunlukları genellikle iki dörtlükle dört dörtlük arasında olmaktadırlar. UÄŸruna ağıt yakılan kiÅŸilerin ölüm nedenleri, geçmiÅŸte kazalar, hastalıklar, doÄŸal afetler ve düÅŸmanlıklardı. Son yarım yüzyılda, Kıbrıs’taki iki ana toplumun aralarının açılması sonucu ÅŸehit düÅŸenlere de ağıtlar ya-kılmıştır. Günümüzde, genelde ağıt yakma nedenlerinden baÅŸlıcası hastalıklar, kazalar ve yaÅŸlılık sonucu oluÅŸan ö-lümlerdir.

YinelemiÅŸ olayım : Bülent FEVZİOÄžLU ve Suna ATUN arkadaÅŸla-rın yaptıkları bu hacimli kitaplar dizisi, halk edebiyatımız için büyük bir kazançtır. Bundan böyle bir yere gittiÄŸimizde alıp götürebile-ceÄŸimiz ya da Kıbrıs destan ve ağıtlarını öÄŸrenmek iste-yenlere verebileceÄŸimiz kitaplarımız olacaktır. Her ikisinin de ellerine, yüreklerine saÄŸlık.

Mustafa GÖKÇEOÄžLU Halkbilimi AraÅŸtırmacısı – Yazar 1 Temmuz 2001 Gönyeli

  • Sayfa: 308
  • Boyutları: 13,5x19,5 cm

Åžu an müÅŸteri yorumu bulunmamakta.

Sadece kayıtlı üyeler yorum gönderebilir.

Kitaplar

Åžu anda yeni kitap yok

En çok satılanlar

Åžu an en iyi satanlarda ürün yok

Kampanyalar

Åžu anda kampanya ürünü yok