Hakeri'nin Kıbrıs Türkçesi SözlüÄŸü
Ha-keri’nin Kıbrıs Türkçesi SözlüÄŸü olarak deÄŸiÅŸtirdim
Ha-keri’nin Kıbrıs Türkçesi SözlüÄŸü olarak deÄŸiÅŸtirdim
İÇİNDEKİLER
BENER HAKKI HAKERİ, “1. SAMTAY Vakfı ARAÅžTIRMA KİTAP ÖDÜLÜ’NÜN SAHİBİ OLDU (14 Haziran 2003, Kıbrıs Türk Basınından) SAMTAY Vakfı Yönetim Kurulu, oybirliÄŸi ile yeni bir karar üretmiÅŸtir. Vakıf Yönetim Kurulumuzun bu kararına göre, Vakfımız, kendi ürettiÄŸi kitap yayınları dışında, ilki bu yıl olmak üzere ve bu yılı takip edecek bundan sonraki her yeni yılda, geleneksel olarak, ülkemiz araÅŸtırmacılarından birinin basıma hazır araÅŸtırma içerikli kitap dosyasını, “Samtay Vakfı AraÅŸtırma Kitap Ödülü” olarak deÄŸerlendirecek, bu deÄŸerli esere ‘Yayıncı’ olacak ve ülkemiz kültür arÅŸivlerine kazandırılmasına özen gösterecektir. SAMTAY Vakfı bu yılın ilk “1. Samtay Vakfı AraÅŸtırma Kitap Ödülü”nü; Kıbrıs Türk basın ve yazınına yaklaşık yarım yüzyıldır aklını, yüreÄŸini ve alın terini katmış, bu güne deÄŸin yayımlamış olduÄŸu birbirinden deÄŸerli kaynak kitapları ile hepimize önemli belgesel bilgiler aktarmış ve yine hepimizin yazınsal ürünleriyle çok yakından tanıdığı, DeÄŸerli Åžair, Gazeteci, AraÅŸtırmacı ve Yazar, Sayın Bener Hakkı HAKERİ’ye ve onun “Hakeri’nin Kıbrıs Türkçe’si SözlüÄŸü”ne vermiÅŸtir. Hiç kuÅŸku yok ki, Sayın Bener Hakkı HAKERİ ve O’nun eseri kadar, aynı deÄŸerde baÅŸka araÅŸtırmacılarımız ve bu araÅŸtırmacılarımızın da baskı ve yayına deÄŸer araÅŸtırma nitelikli kitap dosyaları bulunmaktadır. SAMTAY Vakfı olarak gönlümüz, henüz basım olanağı bulamamış bu kitaplarımızın tümüne sahip çıkmaktan, yayımlamaktan ve ülkemize bir an önce kazandırmaktan yanadır. Ve yukarıda da deÄŸindiÄŸimiz gibi, hedefimiz, bu yöndedir. Ancak, sizlerin de konuya iliÅŸkin sorunları yakından bildiÄŸiniz gibi, ne yazık ki gönül, arzu ve isteklerine her zaman özlediÄŸi hızda varamamakta, özlemlerini, zamana yayarak gerçekleÅŸtirmektedir. Sayın HAKERİ’nin bu sözlüÄŸün sonunda yer alan özgeçmiÅŸi, bizce, “1. SAMTAY Vakfı AraÅŸtırma Kitap Ödülü” kazanmasına yeterli bir nedendir.
Suna ATUN Samtay Vakfı
ÖNSÖZ
Hakeri Yayınları’nın ikincisi, sözlük dizisinin ilki olarak Nisan 1982’de ya-yımlanan Kıbrıs’ta Halk AÄŸzından DerlenmiÅŸ Sözcükler SözlüÄŸü’nün adını Ha-keri’nin Kıbrıs Türkçesi SözlüÄŸü olarak deÄŸiÅŸtirdim. İlk sözlükte sözcükle de-yim sayısı 2 binken 1992’de yayımlanan Kıbrıs Türk Ansiklopedisi’nde bu sayı 4 bin’e çıktı, ÅŸimdikinde 7 bini aÅŸmış durumdadır. Sözlük hazırlanırken bu kez doÄŸal olarak yararlanılan kitap, gazete, dergi sayısı artıverdi. Sözcüklere örnekleri verirken okuduÄŸum kitap, gazete ve dergi-lerden kimi yapıtlardan alıntılar yaptım. Sözcüklerle deyimlerin derlenmesinde kimi zaman bu yöntemi uyguladım. Önceki yayımlardaki yanlışları düzeltirken eksik olan tanımlarla anlamları ekleyiverdim. İç türeme’ye yer veriÅŸ SözlüÄŸü düzenlerken öncekilerde olduÄŸunca “sözcüÄŸün aslında bulunma-yan bir ünlünün veya ünsüzün iç sesle belirmesi” demek olan iç türeme’yi ya-zımda uyguladım. Hemen hemen sürümde bulunan bütün sözlükler sözcükleri aslındakince (Ör: Kral, kraliçe, seloteyp, pres, plaka...) yazmaktadır. Bu bence hem okumada hem de yazmada güçlükleri var ettiÄŸinden sözlüÄŸümde iç seste beliren ünlü ya da ünsüz harfe yer vermeÄŸi daha doÄŸru buldum ve böylesi söz-cükleri halkımızın konuÅŸurken seslendirdiÄŸi biçimde yani (kıral, kıraliçe, selo-teyip, pıres, pilaka....) olarak yazmağı yeÄŸledim. Türkçe’de bu türden birçok sözcük varsa da tümünü vermeyip yazımda (imlada) bu yöntemin yaygınlaÅŸması amacıyla sözlükte böylesi sözcüklerin bir kısımına bilerek yer verdim. İbrahim Alâettin Gövsa’nın Yeni Talebe Lugati’nde birçok sözcük (örneÄŸin kıral, kırali-çe, fırak, Fırank, Fıransız, pılak, tiribün...) biçiminde yazılmaktadır. Nurullah Ataç (Fıransa, Fıransız...) yazdığına göre onun da aynı görüÅŸü taşıdığını söyle-mek olasıdır. Redhouse sözlüklerinde özdeÅŸ tutum gözlemlenmektedir. Nedir bu tutum, uygulama sonradan bırakılıverdiyse de bazı sözcüklerin yazımında (ör: Hristiyan’ın Hıristiyan yazılması) özdeÅŸ uygulamağı görmek düÅŸündürücüdür. İlerilerde İbrahim Alâettin Gövsa’nın, Nurullah Ataç’ın ve benim gibilerin uy-guladığı yazım biçimine dönüleceÄŸini ÅŸimdiden söylemek “kehanet” deÄŸildir. Halkımız böylesi sözcükleri yazarken iç seste beliren ünlü ya da ünsüz harfe yer vermektedir. Yapıtlarını sözcüklerle oluÅŸturanlar çoÄŸu sözcüÄŸün yazımında bu yönteme ister istemez döneceklerdir. Nedir gönül yabancı dillerden gelen, özel adlar dışındaki, sözcüklerin Türkçelerinin olmasını ya da Türkçe’ye uygun türe-tilen ya da yerlerine uydurulan / türetilen Türkçe sözcüklerin geçmesini istemektedir. Zamanla bu olacaktır. Uygulanan yöntem ve bir öneri Bu sözlükte 1983’e dek var olan Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük’ünde-ki bazı sözcükleri (çekecek, ellik, tahtabiti...) vermemdeki amaç halkımızın bi-reylerinin çoÄŸunun bunları çekimsenerek kullanmasından ötürü bundan uzakla-şılmasını, yani bu sözcüklerin kullanılmasının sürdürülmesini isteyiÅŸimdendir. Bir kısım sözcüklerin (aÅŸevi, ayakça, bademcik, ayakçak, seki...) ek anlamlarını verirken bazılarının bizde hiç kullanılmayan anlamlarını da (beÅŸaret, çul, çulla-ma...) verdim. Kaynakça’da belirttiÄŸim derleme dergilerinde olan, halkımızın kullandığı sözcükleri (ang, bırakıntı, cıbıl, gugumavuk, geri, şıpırdamak, yam-rı...) kesinlikle sözlüÄŸe aldım. Bu noktada bu dergilerde olan ama Kıbrıs’ta kul-lanılmayan anlamları yazmadımsa da aynı sözcük baÅŸka anlamlarda kullanılı-yorsa (açkı, çınkı, eye, haranga, sümsüklemek...) vermeÄŸi amaç saydım. Madde başı olan sözcüklerin sonlarında @ imli sözcükler Türkçe Sözlük’te eÅŸanlamlı olanlardır. Derleme dergilerinde olan eÅŸanlamlarını DD kısaltmasıyla belirttim. Tanımlarda Türkçe Sözlük’ten (Sonradan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu diye oluÅŸturulan Türk Dil Kurumu’nun yayımladığı ve “yeni baskı” dediÄŸi 1988’deki Türkçe Sözlük’ten önceki baskı) çokça yararlandım; hatta ta-nımların çoÄŸunu 1983’e kadarki Türk Dil Kurumu’nun Yeni Yazım Kılavuzu’nu örnekleyerek aynı sözlükten alıntıladım. TS simgeli olmayanlarda, araÅŸtırmala-rımla özeleÅŸtirilerime dayanarak bazı tanımları deÄŸiÅŸtirdiÄŸimce eklemeler yap-tım. Sözcüklerin kimisinde verilmeyen yaygın olan anlamlar için okurun Türk Dil Kurumu’nun yayımladığı (daha çok 1983 baskısı) Türkçe Sözlük’e bakması için belirtmede bulundum. Bir kısım tanımlarda bilerek, Kıbrıslı Türkün kullan-dığı sözcükleri kullandım ki gözden kaçmamışsa böylelerinin tanımı elinizdeki sözlükte bulunmaktadır. Sözlük’teki özellikler Sözlükteki örnekleri kaynakçada gösterilen ya da ülkemizde yayımlanmış yapıtlardan, gazete ve dergilerden seçerek verdim ki, böylelikle sözlüÄŸe, tanıklı sözlük özelliÄŸini kazandırdım. Sözcüklerin kimliklerini, yabancı dillerden geçenlerini, kökenlerini elimde-ki kaynaklara göre vermeÄŸe özen göstererek yapıtın bir oranda etimolojik sözlük özelliÄŸini taşımasını varlaÅŸtırdım. Muharrem Ergin’e göre (c, l, m, n, r, v, z) harfleriyle baÅŸlayan sözcüklerin pek azı Türkçe’dir; Ali PüsküllüoÄŸlu sözlüÄŸün-de (f, l) harfleriyle baÅŸlayan “öz Türkçe” (Neden “öz Türkçe” denilmektedir? Bir sözcük ya Türkçe’dir ya da deÄŸildir. Bu “öz Türkçe” deyimini bir yana bı-rakmak gerekmektedir.) sözcük olmadığını belirtmektedir. Özetçe okurun (c, f, l, m, n, r, v, z) harfleriyle baÅŸlayan kimlikleri belirtilmeyen sözcüklere bu gözle bakmasını öneriyorum. EtkileÅŸim, yörelerin belirtilmemesi üzerine Kıbrıslı Türkün konuÅŸmasıyla yazı diline çeÅŸitli dillerden birçok sözcük gir-miÅŸtir; bu sözcükleri sözlüÄŸe almamam gerektiÄŸi kanısında olanların düÅŸüncesi-ne karşıyım. Amaç, bu sözcükleri elinizdeki sözlüÄŸe almamak olmamalı; alarak yerlerine Türkçelerinin yerleÅŸmesini saÄŸlamak olmalıdır. Dilimizde çokça kulla-nılan yabancı sözcüklere yer verirken bunların sonunda Türkçe Sözlük’teki ya da derleme dergilerindeki eÅŸanlamlı sözcükleri ekledim, bunu yaparken bu söz-cüklerin Türkçe olmalarına özen gösterdim ve Türkçe olmayanların kimliklerini belirttim. İlk baskıda (Sözlükte halk aÄŸzından derlenen sözcüklerin “Kıbrıs’ın hangi yörelerinde kullanıldığını da yazmak gerekliydi” düÅŸüncesinde olanlar kuÅŸku-suz ki vardır. Nedir bu kolay bir eylem deÄŸildir, üstelik tek bir kiÅŸinin üstesinden gelebileceÄŸini sanmak düÅŸ gibidir. Böylesi bir belirtme ancak ve ancak bir kuru-luÅŸun çevresine toplayacağı kiÅŸilerle gerçekleÅŸebilir. ÇeÅŸitli bölgelerdeki derle-melerini yürütecek bu kiÅŸilerin derlediÄŸi sözcük fiÅŸleri bilimsel yöntemler ışığın-da sözlüÄŸü, istenildiÄŸi biçimde bir sözlüÄŸü, oluÅŸturabilir. Kaldı ki bugünkü ko-ÅŸullar içerisinde belirli yörelerin insanları deÄŸiÅŸik bölgelere dağıldığına göre bu tutum yalnızca olduÄŸu yerlerde kalanlar için geçerli olacaktır. Bu nedenler-den ötürü derleyebildiÄŸim sözcükleri yörelerini belirtmeden vermeÄŸi uygun ve usa yakın buldum.) diye yazdımdı. Aynı görüÅŸü burada yineliyorum. Önemli bir nokta Bu sözlük, sınırlı olanaklarla yapılmış bir derleme, tarama, araÅŸtırmaların sonucunda bugünkü biçimini aldı. Böylesi sözcükleri derleyiÅŸim 1965’lere dek uzansa da bunu 1974’lerden geçerli saydığımızda bu süre bir çeyrek yüzyılı aÅŸ-maktadır. Sözlükçülük kolay bir iÅŸ deÄŸildir ve sözlük hazırlamak insan yaÅŸamını adeta “törpüleyen” bir iÅŸtir. Bunun bilincine sözcük derlemeÄŸe baÅŸladığım gün-lerde daha iyi vardım. Kimilerinin poliologluÄŸundan varlaÅŸacak eleÅŸtirilerine karşın yapıt ortadadır. Bu polioglar (Türkçe olmasa da bu sözcüÄŸü “allâme-i ci-han” deyimini ironiyle karşılaması için uydurdum) banana yerine muz’u, bavu-ri yerine bidon’u, dümen yerine direksiyon’u kullanmağı ya da yazmağı marifet-ten sayarak Kıbrıslı Türk’ün Türkçesini beÄŸenmemektedir. Banana, Gine sahi-lindeki özgün adındansa muz Latince ‘musa sapientum’dan; dümen İtalyanca’y-sa direksiyon Fıransızca; bavuri Gırekçe’yse bidon Fıransızca’dır. İtalyanca o-lan pedal yerine ayakça; kimilerince Gırekçe’den geldiÄŸi denilen kaldırım yeri-ne seki’yi niye kullanmayalım? Eskilerde kullanılan ve sözlüklerde de yer alan barsak yerine ille de bağırsak sözcüÄŸünü kullanmakta niçin direnilmektedir? AslanaÄŸzı demez de Kütahya’da da kullanılan dildamak diyorsak kıyamet mi kopar? EÄŸer banana’yla muz’un, dümen’le direksiyon’un, bavuri’yle bidon’un Türkçeleri bulunur, türetilir ya da dilimizin yapısına göre uydurulursa bu söz-cüklerin kullanılmaması önerilebilir, önerilmelidir de. Kıbrıslı Türk’ün kullan-dığı bu sözcüklerin kullanılmaması istenilirken, ÅŸu ya da bu biçimde sezinlendi-rilirken pedal, kaldırım gibi sözcüklerin yerine ayakça’yla seki niçin kullanıl-mak istenmiyor? Dahası yer adlarında da böylesi bir tutum görülmektedir. Ör-neÄŸin LefkoÅŸa adı ısrarla LefkoÅŸe yapılıp söylenmekte, hatta yazılmaktadır. Bu sözcük “l” harfiyle baÅŸlayan bir sözcüktür, Türkçe deÄŸildir; bir. Son a harfini e harfiyle deÄŸiÅŸtirmekle Türkçe’nin ses uyumuna uyulduÄŸu sanılıyorsa ikinci hecedeki o harfini ne yapmalı; etti mi iki. Dibelik Türkçe sözcüklerin ikinci hecesinde o harfi yoktur; etti mi üç? Kentin adı resmi kayıtlarda yasayla LefkoÅŸa olduÄŸuna göre bu ad ancak yasayla deÄŸiÅŸtirilebilir; etti mi dört? LefkoÅŸa’yı LefkoÅŸe yaparak Kıbrıslı Türk’e dil eÄŸitimi, öÄŸretimi verilmek isteniliyorsa pes doÄŸrusu. Kıbrıslı Türk’ün konuÅŸtuÄŸu, yazdığı yazımda birtakım ayıklamalara, düzelt-melere gidilecekse bu uygulama bilinçle yapılmalıdır. Kimi zaman halkımız bu-nu kendiliÄŸinden yapmakta; barbadusa yerine yürüteç, ÅŸitta yerine bizlengiç de diyebilmektedir. Selamlaşırken ‘aleykümselam’ dememekte ‘günaydın’ı, ‘tü-naydın’ı yeÄŸlemektedir. Dibelik, kındırık ya da gındırık, peki, farımak, eÅŸger-mek ... sözcüklerini bir türlü bırakamamakta, yemek yenilen yere Anadolu’nun kimi yörelerinde denildiÄŸince aÅŸevi demeÄŸi sürdürmektedir. Örnekleri çokça uzatabilir, verebilirim. Buysa bir önsözün kapsamı, içeriÄŸi dışındadır. Bunu dileyen kimse/ler bu sözlükle diÄŸer sözlükleri karşılaÅŸtırarak yapabilir, diye düÅŸünmekteyim. Dilsel bir kanıt Hakeri’nin Kıbrıs Türkçesi SözlüÄŸü birçok yönden hem okura hem de ko-nuÅŸma ve yazı dilimizdeki kimi sözcükleri anlamakta güçlük çekenlere yararlı olacaktır. Dünlerde yayımlanmış olan, bugünlerde yayımlanmakta olan yapıtlar-da, gazetelerle dergilerde kullanılan birçok sözcüÄŸü bu sözlükte bulacaklara da okuduklarını anlamada baÅŸucu yapıtı olma özelliÄŸini koruyacaktır. Bu sözlükte-ki sözcüklerden bir kısımının Anadolu’nun çeÅŸitli ya da belirli yörelerinde kul-lanılmakta olması Kıbrıs Türklerinin hangi yörelerden gelerek Kıbrıs’a yerleÅŸ-tiklerine dilsel bir kanıt olmaktadır. Bilim adamlarının kökenimizi araÅŸtırırken bu kanıtlara özen göstermeleri gerekmektedir. Bu yapıtın sonunda ek olarak Halk Sanatları DerneÄŸi (HAS-DER)’nin, söz-lüÄŸün ilk baskısından sonra, 1984’teki sempozyumda sunduÄŸum bildirinin ÅŸim-diki sözlüÄŸe uygun olarak geniÅŸletilmiÅŸ ve Kıbrıs Gazetesi’nde yayımlanmış bi-çimini, okurla ilgililerin bilgilerine yeniden sunuyorum. Öz içeriye aykırı sözcükler Sözlükte okurun genel sözlüklerde bulmakta zorlanacağı (gurme, miks, tips, dibeks-tipeks, tartan vb) sözcüklere de yapıtın öz içeriÄŸine uymamalarına kar-şın Türkçe’deki karşılıklarını belirterek yer verdim. Böylece Hakeri’nin Kıbrıs Türkçesi SözlüÄŸü’nün kullanımını geniÅŸletmeÄŸi amaçladım. Ek bilgilerin baÅŸka yapıtlara aktarılması Bundan önceki sözlükte kimi sözcüklerde (hellim, molohiya, garavolli, gu-go oyunu, çala, çetlemik, pirilli oyunları, üçtaÅŸ-dokuztaÅŸ-onikitaÅŸoyunu vb.) ta-nımların yanında ek bilgiler de verdimdi. Bu sözlükte bundan vazgeçerek bun-larla ilgili bilgileri, Kıbrıs’a özge olduÄŸuna inandığım yemek, tatlı, macun, me-ze çeÅŸitlerini AÅŸevinde Bir Kıbrıslı adlı kitapta geniÅŸ olarak vermeÄŸi uygun gördüm. Çocuk oyunları, oyuncakları ve terimlerini de Çocuk Oyunları, Oyuncaklarıyla Terimleri adıyla yayımlamağı tasarlamaktayım. Kapsamlı ilk çalışma Hakeri’nin Kıbrıs Türkçesi SözlüÄŸü’nün araÅŸtırma, derleme, sentez yönte-miyle yıllarımı alan sözlük çalışmalarımdan kimileri ÅŸu ya da bu biçimde, bun-dan önce yararlananlar olduÄŸunca, bu kitap çıktıktan sonra da yararlanacaklar, hatta bu yararlanmaların bir denli alıntılama, aktarma olacağından da kuÅŸku du-yuyorum. Ne olursa olsun Kıbrıs Türkleri içerisinde ilk kez halk aÄŸzından kap-samlı çalışma yapan ilk kiÅŸi oluÅŸumu kimsecikler yadsıyamayacaktır. Bu kitap-tan alan dilseverlerin sözlükte gördüÄŸü, saptadığı eksiklikleri, yanlışları iletme-lerini öneriyorum. Bu önerime katılacak okur, sözlüÄŸün hem sözcük ve anlam yönüyle zenginleÅŸmesini hem de yanlışların düzeltilmesini var edecektir. Son olarak; uzun süreden beri çalışmalarımdan varlaÅŸan olumsuzluklara sa-bırla katlanıp anlayış gösteren sevgili eÅŸim DerviÅŸe’ye ve canlarım oÄŸlum Hamit’le kızım Zehra’ya; bundan önceki yapıtlarımın hazırlanmasıyla yayım-lanmasında kolaylık gösteren basımevi sahipleriyle çalışanlarına; eleÅŸtirilerde bulunanlara ve bu yazıları yayımlayan yayın organlarının sahipleriyle yönetici-lerine; SAMTAY VAKFI’ndan Suna Atun, Ata Atun ve Bülent FevzioÄŸlu’na; yapıtlarımın sürümünde yardımcı olan dostlarla tanıdıklara; katkı saÄŸlayan özel ve tüzel kiÅŸilere; ve gerçekten çalışmalarımda güç kaynağım olan siz okurlarıma içtenlikle teÅŸekkür ediyorum.
Bener Hakkı Hakeri
Åžu an müÅŸteri yorumu bulunmamakta.
Sadece kayıtlı üyeler yorum gönderebilir.
Åžu anda yeni kitap yok
Åžu an en iyi satanlarda ürün yok
Åžu anda kampanya ürünü yok