Söyleşi

Soru - Bize, kendinizden kısaca söz eder misiniz?
Yanıt - Bir insanın, kendinden söz etmesinin çok kolay olmadığını düşünüyorum. Bana göre hayatın içinde iki farklı insan modeli bulunmaktadır. Bunlardan biri, kendinden söz etmekten, kendini her zaman öne çıkarmaktan mutluluk duyan insan modeli, ikincisi de, kendinden söz etmek yerine, hayatın içerisinde yapmış olduğu uğraşlarıyla bilinmek, anılmak isteyen insan modeli?
Ben, hayatımın her döneminde, bu ikinci modeli kendime örnek aldım.

Soru - Kendinizi bir Mağusa aşığı olarak tanımlıyorsunuz. Mağusa denince, aklınıza ilk ne geliyor?
Yanıt - Her şeyden önce, tarihsel geçmişi nedeniyle Mağusa?ya baktığım zaman, bu tarihsel geçmişi oluşturan sayısız kültürleri, egemenlikleri ve yaşanmışlıkları düşünüyorum. Mağusa?da var olan her taş parçasının üzerinde geçmiş bir hayatın el izlerinin, göz izlerinin olduğunu bilmek, bunları düşünmek bile bana müthiş bir heyecan vermektedir.
Babam, öğretmenlik, müdürlük yapmış bir eğitimci idi. Ben henüz beş yaşındayken Mağusa?ya geldik ve buraya yerleştik. İlkokul, ortaokul ve liseyi Mağusa?da, (Namık Kemal Lisesi?nde) okudum. Üniversiteye, bu kentten çıkıp gittim. Üniversite sonrasında bir eczacı olarak yine bu kente döndüm, burada eczanemi açtım ve yine bu kentte evlendim.
Bazı duyguları anlatmak, kolay olmuyor. Mağusa dediğim zaman, tüm yaşam yıllarıma tanıklık etmiş güçlü bir dost, yeri kolay kolay doldurulmaz bir arkadaş ve her zaman onun benimle, benim onunla iç içe olduğum şiirsel bir kent aklıma geliyor. Bana gerçekten huzur ve güven veren bir kent.

Soru - Biyografinize baktığımız zaman - ki, az önce siz de değindiniz - esas mesleğiniz eczacı? Fakat sonra bu mesleği bıraktınız ve kendinizi, tüm zamanınızı, kurmuş olduğunuz SAMTAY VAKFI?na yönlendirdiniz. SAMTAY, sizin için ne anlam taşıyor?
Yanıt - Evet, eczacılık benim temel mesleğim. Ancak bu mesleğimi birkaç yıl yapmış ve hemen ardından bırakmış biri değilim. Mesleğime, çok uzun yıllar emek verdim. Ancak, her meslekte olduğu ve görüldüğü gibi, bir yerden sonra insan ya yoruluyor, ya da yapmış olduğu mesleğini kendinden sonra gelen genç nesillere bırakmasının zamanının geldiğine inanıyor. Tıpkı bir bayrak yarışı gibi? Hayatta, hiçbir uğraşıyı sonsuza değin üstlenemezsiniz.
SAMTAY?a gelince?
SAMTAY, belki bugünkü ismiyle değil, fakat içeriği, ruhu ve felsefesiyle, eczacılık yaptığım uzun yıllar boyunca hep içimde taşıdığım bir dürtü, bir istek ve hedefti? Bu isteğimin gerçekleşmesi için doğru zamanın gelmesi gerekiyordu? Yanımda çocuklarım vardı, onların büyümeleri, eğitim süreçlerinin tamamlanması ve kendi ayakları üzerinde duracak koşullarının oluşması gerekiyordu? İşte bu koşulların oluştuğunu gördüğüm anda, yıllardır içimde taşıdığım düşün gerçekleşmesi zamanının geldiğine inandım ve sonuçta, bir aile vakfı olarak SAMTAY VAKFI?nı 2000 yılı 21 Ocak günü, Kıbrıs Türk kültür yaşamına kattık. Son sekiz yıldır, Tanrı?nın bir armağanı olduğuna inandığım tüm enerjimi ve uzun yıllardan gelen düşlerimle heyecanımı bu vakfa veriyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor.

Soru - ?Dünümüzü araştırarak bugüne, dün ve bugünleri de yarınlara taşımak? düşüncesiyle kurduğunuz SAMTAY Vakfı?nı kurma amacınız ve beklentileriniz nelerdir?
Yanıt ? Önce, ?beklentiniz ne?? sorunuza yanıt vereyim. Bu yöndeki beklentim, tektir. Beklentim, doğup büyüdüğüm, ekmeğini yediğim, suyunu içtiğim bu güzel ülkeme olan gönül borcumu, vefa borcumu ödemek. Her insanın, doğduğu, büyüdüğü, üzerinde yaşam sürdüğü topraklara vefa borcu olduğunu düşünenlerden biriyim. Ve yine, hayatın içerisinde herkesin, bir ?varoluş nedeni? olduğuna inanıyorum. Bu varoluş nedenine bir görev, bir misyon da diyebiliriz. SAMTAY Vakfı, özünde, bu misyona olan inancıyla kuruldu. Hayatın içerisinde herkes, kendi için, ailesi için, ülkesi için, bugünden yarına bir iz bırakmalı.. Bir şeyler yapmalı?
Az önce değindim. SAMTAY, bir aile vakfı.. Kuruluşunda eşimin ve iki çocuğumun imzası olan bir vakıf.. Ancak imzadan daha önemli olan, böyle bir kültür ve yazın vakfının oluşmasına, aile bireylerimizin de yüreklerini ve inançlarını katmış olmalarıdır?
Çünkü bu vakfın mali bir getirisi yoktur? Kâr amaçlı kurulmamıştır? Bırakınız kâr etmeyi, üzülerek söylüyorum ki, çok okuyan, kitap alma alışkanlığı sevindirici olmayan bir ülkenin insanlarıyız? Ve SAMTAY, kendi misyonu gereği, kurulduğu 2000 yılından bugüne değin hiçbir yılgınlık, yorgunluk ve pişmanlık duymadan, her yıl, ortalama üç yeni araştırma kitabını kültür arşivlerimize kazandırmış bir Vakıftır? Bu kitapların satışı yıllara yayılıyor ki, böyle bir uğraşıdan kâr payı beklemenin mümkün olmadığını, konuyla ilgilenen herkes çok iyi bilmektedir?Bu noktada şu soru sorulabilir ve zaten, zaman zaman sorulmaktadır da : ?Kâr getirmiyorsa, niye bunca kitabın yayını yapıyor, bunca kitaba para yatırıyorsunuz??.. Eşim ve ben, şunu düşünüyoruz : Hayatımızın içerisinde lüks alışkanlıklarımız olmadığı gibi, gerçekten insanın cebinden çok para harcanmasına neden olan sigara ve içki tüketimimiz de yok? Bizim bütün heyecanımız bu kitapların hazırlığı ve yayınıdır. Kendimizi farklı tüketim alışkanlıkları olan insanların yerine koyuyoruz ve o alışkanlıklara harcayabileceğimiz paramızı SAMTAY Vakfı?nın yeni kitaplarının yayınına harcıyoruz? İşte bu düşüncemizin bir sonucu olarak da, kuruluşumuzdan bugüne, son sekiz yılda, 25 kitap yayımladık.

Soru - Yayınladığınız kitaplar, beklediğiniz ilgiyi görüyor mu?
Yanıt - Az önce çok fazla kitap okuma, kitap satın alma alışkanlığı olmayan bir ülkede yaşadığımıza değinmiştim. Yayınlamış olduğumuz kitaplarımız elbette ilgi görüyor. Çünkü bu kitaplarımızın tümü de bu ülkenin kültürüne, tarihine dayalı ve her biri ayrı bir başvuru değeri taşıyan kitaplar. Bizi üzen tek konu, ne yazık ki okuma alışkanlığının yaygın olmamasıdır. Bu sorun yalnızca bizim Vakfımızın kitaplarıyla ilgili bir konu değil, ülkemizde kitap yayınlayan herkesin, ortak üzüntüsüdür.
Yine de karamsar değilim. Belki bu değinmiş olduğum nedenden dolayı çok hızlı bir kitap tüketimi olmuyor ama, yine de, özellikle son yıllarda birçok ailenin, evlerinde, Kıbrıs konulu kitaplara ilişkin kütüphane oluşturduklarını görmek, bilmek, yapmış olduğumuzun kültürel hizmetin yavaş yavaş da olsa karşılık bulduğunu izlemek, umut verici, sevindiricidir.

Soru - Geçmişe yönelik yaptığınız araştırmalarda ve doğru bilgilere ulaşmakta ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?
Yanıt - Kıbrıs?ın dününe, geçmişine ilişkin hangi alanda araştırma yaparsanız yapınız, sizin en büyük, en güçlü yazılı kaynaklarınız, geçmiş yüz yıllık süreç içerisinde yayınlanmış olan gazeteleriniz, dergileriniz ve kitaplarınızdır? Bu yazılı kaynakların tümüne ulaşmanız da, ne yazık ki mümkün değildir. Çünkü Kıbrıslı Türklerin geçmiş elli yılı kaç göç?lerle yaşanmış yıllardır? Bu yıllar içerisinde var olan gazete, dergi ve kitap gibi koleksiyonlar da, ne yazık ki yaşanan geçmiş yılların zorlukları nedeniyle yeterince korunamamış, günümüze kadar gelememiştir?
Sevindirici olan, yine de bu kaynaklarımızın önemli bir bölümünün Girne Milli Arşivi?nde bulunabildiği, korunabildiğidir? Bu kaynaklar, çalışmalarımızda büyük yarar sağlamaktadır..
Söz Milli Arşiv?den açılmışken, başta, bu arşivin müdürü olan değerli dostumuz Gökhan Şengör?e ve onun çalışma arkadaşlarına SAMTAY vakfı adına teşekkür etmek isterim. Çalışmalarımıza her zaman yardımcı oldukları ve bizlere sunmuş oldukları kültürel hizmet için?
Hangi zorlukları yaşadığımıza gelince? İki zorluğumuz var. Birincisi, Milli Arşiv?in Girne?de olması? Mağusa?dan Girne?ye gidip gelmek, kolay olmuyor? İkincisi, her gazeteyi tek tek okumak, incelemek ve onlardan fotoğraf yoluyla kaynak almak için büyük bir zamana ihtiyacınız vardır? Bugün birçok insan günlük gazeteleri bile okumazken, siz, yüz yıllık eski gazete ve dergi koleksiyonları arasında dolaşıyorsunuz ve adeta, iğneyle kuyu kazar gibi çalışıyorsunuz? Bazen, birkaç paragraflık bir bilgiye ulaşmak için, haftalarca eski gazete koleksiyonlarını sayfa sayfa incelemek durumunda kalıyorsunuz? Kolay olduğunu söyleyemem, fakat içinizde taşır olduğunuz heyecan kendi canlılığını koruduğu sürece de, ?gülü seven dikenine katlanır? örneği, bu zorlukları görmezlikten gelmeyi başarıyorsunuz?

Soru - Yayınlamış olduğunuz kitaplarınızdan ?Mermer Kadın? ve ?Kıbrıs Türk Edebiyatı?nda Öyküleriyle Samet Mart (Sacit Tekin)?le ilgili olarak bizleri bilgilendirir misiniz?
Yanıt - Memnuniyetle. ?Mermer Kadın?, bir roman? Kıbrıs Türk Basını?na ve edebiyatına, 1930?ların ortalarından 1980?lerin sonlarına değin, yaklaşık elli yıl boyunca büyük emek veren, zenginlikler katan ve daha da önemlisi, basınımızın ve edebiyatımızın ?duayeni? olarak kabul gören, Hikmet Afif Mapolar?a ait bir roman?
Mapolar?ın kimi romanları kitap olarak yayınlandığı gibi, birçok romanı da, o yılların (1940-1980) günlük gazetelerinde tefrika olarak yayınlanmış romanlardır. ?Mermer Kadın? işte bu tefrika romanlardan biri ve 1949 yıllında okur karşısına çıkan İstiklâl Gazetesi?nde yayınlanmıştır?
SAMTAY Vakfı, Mapolar ailesiyle 2006 yılında gerçekleştirdiği bir sözleşmeyle, yazarımızın romanlarını tefrika olmaktan kurtarmak, genç nesle ulaştırmak ve bu yönüyle de Kıbrıs Türk kültür arşivlerine hizmet etmek misyonundan hareketle bir karar almıştır. Vakfımız, bu kararın ilk adımı olarak ?Mermer Kadın? romanını yayınlamıştır ki, diğer tefrika romanları da belli bir sırayla yayına hazırlanmıştır, yayınlanacaktır.

Samet Mart?ın öykülerine gelince?
Kıbrıs Türk Edebiyatı?nda öykü tarihimiz dikkatle incelendiği zaman, ?Samet Mart? imzasının ve bu imzayla yayınlanmış olan öykülerdeki farklılık ve edebi değerlilik, kendini çok net olarak göstermektedir.
Asıl adı ?Sacit Tekin? olan ?Samet Mart?, uzun yıllar bir eğitimci olarak çeşitli okullarımızda görev almış çok değerli bir öğretmenimiz? Çeşitli nedenlerden dolayı ? ki bu nedenler kitabı içerisinde yer almaktadır -, öykülerini ?Samet Mart? takma adıyla yayınlar? Hatta Kıbrıs Türk Edebiyatı?nda öykü konusunu ele alanların mutlaka değinmiş oldukları 1954 tarihli ?Hokkabaz? başlıklı öyküler kitabı bile, yine bu takma adla yayımlanmıştır.
?Samet Mart?, bu ilk ve tek kitabı dışında bir başka kitap yayımlamadı fakat, öykü yazmaya devam etti ve bu öyküleri de çeşitli gazetelerimizin sanat sayfalarında yer aldı?
SAMTAY Vakfı olarak bizim gönlümüz, bu çok değerli öykülerin de gazete sayfaları arasında kalmasına, unutulmasına razı olmadı. Aradık, ?Sacit Tekin?in kendisiyle buluştuk, tanıştık ve sonunda, onun özel izniyle hem ?Hokkabaz? kitabında yer alan tüm öyküleri, hem gazete sayfaları arasında kalanlarını ve hatta, bir adım daha ileriye giderek, SAMTAY?a gelinceye değin hiçbir yerde yayınlanmamış son dönem öykülerini de topluca bir araya getirerek, ?Kıbrıs Türk Edebiyatı?nda Öyküleriyle Samet Mart (Sacit Tekin)? kitabının yayımlanmasını gerçekleştirdik.
Her iki kitabımız da (Mapolar - Samet Mart) okurlarımızdan, büyük ilgi görmüştür.

Soru - Bu eserlerin sizin için özel bir yönü var mı?
Yanıt - Elbette? Daha da önemlisi, yalnızca benim için değil, Kıbrıs Türk kültürü ve edebiyatı için son derece önemli imzalar, önemli ürünler. Bu isimlere değer vermiş olmasaydık, zaten SAMTAY olarak konuya eğilmez, emek vermez ve bu yazınsal ürünlerin elli yıl sonra yeniden günışığına çıkmaları için hassasiyet göstermezdik.

Soru - SAMTAY Vakfı?nın geleceğiyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Yanıt - Kuşkusuz, geleceği bilmemiz mümkün değildir. Ancak SAMTAY olarak biz, ortaya, tüm içtenliliğimiz ve samimiyetimizle aklımız, yüreğimizi, göz nuru ve alın terimizi koyduk. Bugüne değin neler yaptığımız, hangi kitapları arşivlerimize kazandırdığımız, konuyla yakından ilgilenenlerin bilgisinde, dikkatindedir. Bu yöndeki duyarlılığımızı ve çalışmalarımızı, hayatta olduğumuz sürece aynı inanç ve hedef yönünde yürütmekte kararlıyız. Bu hedefteki çalışmalarımızı biraz daha geliştirmemiz ve zenginleştirebilmemiz için ihtiyaç duyduğumuz tek istek, Tanrı?nın bize sağlık ve huzur vermesidir. Sağlığımız ve huzurumuz bozulmadığı ve yürüdüğümüz yolda bizi engellemediği, geciktirmediği sürece, SAMTAY Vakfı ?dünü bugüne, bugünü yarına taşıma? ilkesinden asla ödün vermeyecek, bu uzun soluklu yürüyüşünden hiçbir zaman, vazgeçmeyecektir.

Soru - Geçen yıl 12 Nisan 2007 tarihinde, Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi?nde, SAMTAY Vakfı?nın ?Gelenekten Geleceğe, Kıbrıslı Türklerde 1?nci Müzik Sempozyumu?nu düzenlemiş ve her yıl, aynı tarihte, bu sempozyumlar dizisine devam edeceğinizi söylemiştiniz. Peki, bu sene de bu sempozyumu düzenleyecek misiniz?
Yanıt - Evet, düzenleyeceğiz. İkinci sempozyumumuzun hazırlık çalışmaları tamamlanmış, gerekli yazışmalar sonuçlandırılmıştır. Bu yılki sempozyumumuz 16 Nisan 2008 günü, Mağusa Belediyesi Başkanlık binasında bulunan ?Bora Atun Konferans Salonu?nda yapılacak?
Bu yılki sempozyum konumuz; ?Tarih İçerisinde Mağusa? üst başlığını taşımaktadır.
Geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da bir gün süreyle gerçekleştireceğimiz sempozyumumuzda, şu an elimizde bulunan bilgilere göre, 15 konuşmacımız yer alacak. Her iki sempozyumdan elde edilen bilgi ve belgeler de yine, önümüzdeki yayın programımız dikkate alınarak kitaplaştırılarak arşivlerimize kazandırılacaklardır.

Soru - SAMTAY Vakfı?nın vermiş olduğu bir de ?Araştırma Kitap Ödülü? var? Kriterleriniz nedir?
Yanıt ? Kriterimiz; ödül verdiğimiz kitabın, Kıbrıs tarihi ve kültürü üzerine araştırma içerikli bir kitap olması, önceliğimizdir. Bu ödülü, bugüne değin üç kez verdik. Bugüne değin yazarı tarafından yayımlanması istenilip de çeşitli nedenlerden dolayı yayımlanamamış araştırma kitaplarını, Vakfımızın kuruluş ilkelerine ve misyonuna uygun bulduğumuz noktada ?yayın? olarak ödüllendirmeye, devam edeceğiz.

Soru - KIBATEK Vakfı?ndaki çalışmalarınızdan dolayı Makedonya, Kırım ve Kazakistan gibi çok farklı ülkelerde de gerçekleştirilen etkinliklere katıldığınızı biliyoruz. Bize bu çalışmalarınızdan da söz eder misiniz?
Yanıt - Kısa adıyla KIBATEK olan ?Kıbrıs, Balkanlar, Avrasya Türk Edebiyatları Vakfı?, benim de kurucuları arasında bulunduğum bir kardeş vakıfdır. Özellikle Türk dilinin konuşulduğu ülke edebiyatlarıyla işbirliği hedefini taşımaktadır. Evet, KIBATEK?in, az önce sözünü ettiğiniz ülkelerde ve yine başka ülkelerde (Türkiye, Ukrayna, Azerbaycan, Romanya, Moldova) gerçekleştirmiş olduğu kültür şölenlerine bildiri sunumuyla katıldım. Bu bildirilerin tümü, yine SAMTAY?ın misyonuna uygun olarak Kıbrıs Türk basını, edebiyatı ve genel kültür tarihiyle ilgili bildirilerdi.

Soru - Yaptığınız faaliyetlerden dolayı olumlu ya da olumsuz eleştiriler alıyor musunuz ? Bu eleştiriler size ve yaptığınız işlerinize nasıl yansıyor?
Yanıt - Samimiyetle söylüyorum ki, bugüne değin en küçük bir olumsuz eleştiriyle karşılaşmadım? En azından, altını çizerek söylüyorum, yüzüme bakarak yapılmış her hangi bir olumsuz eleştiri yok. Ancak, bilirsiniz, bizde eleştiriler, kişiyi karalamak ve küçümsemeler, genellikle o eleştirilen kişinin bulunmadığı yerlerde, ?arkasından? yapılmaktadır !.. Bu tip eleştirilere ise hiçbir zaman değer vermedim, vermem de? Savunacağı sözü olan birinin, bir başkasının arkasından konuşacak kadar küçülmeyeceğini düşünüyorum? Küçülenlerle de benim, zaten hiçbir zamanda ve mekanda dostluğum da olmaz, işbirliğim de?
Olumlu eleştirilerse, hepimizin ihtiyacı olan en güzel gıdalardan biri? Pozitif yaklaşımlar insana ve onun emeğine güç verir, hız verir, motivasyon sağlar.

Soru - Şu anda ön hazırlığı olan bir kitap çalışmanız var mı?
Yanıt - SAMTAY Vakfı?nın çalışma masalarında, her zaman yeni planlar, yeni projeler ve yayın hazırlıkları yürütülen dosyaları vardır? Gerçekten, aynı anda birkaç kitap dosyasına birlikte çalışıyoruz? Ancak, bu kitap dosyalarımızın adını şu anda söylememeyi tercih ederim. Sürpriz olsun?

Soru - Sizce, Kıbrıs gibi bir yerde yaşamak, özellikle de Mağusa?da bulunmak size ve yaptığınız işlere nasıl yansıyor?
Yanıt - Ülkesini seven, doğup büyüdüğü topraklara karşı kendini borçlu gören ve bu gönül, bu vefa borcunu ödemek için elinden geldiğince emek verilmesi gerekliliğine yürekten inanan her insan gibi, kuşkusuz, yaşadığım ülkem beni de ciddi şekilde etkilemekte ve yaptığım her işe rengini, kokusunu ve çizgilerini taşımakta, yansımaktadır. SAMTAY Vakfı?nın bugüne değin yaptıkları da, işte bu ülke renklerini, kokusunu ve çizgilerini; yani bize dair insan portrelerini ve onların birbirinden değerli yazınsal ürünlerini dünden bugüne, bugünden yarına - yarınlara taşınmasıyla özetlenmekte?
Özelde Mağusa, genelde Kıbrıs birçok dünya ülkesi insanlarının yüzyıllardan beri ilgisini, dikkatini ve hayranlığını taşırken, bu ülkenin ev sahipleri olarak bizlerin ona sırtımızı dönmemiz mümkün olabilir mi ?
SAMTAY, ülkemize dair var olan her şeye sırtını dönmeyi değil, yüzünü dönmeyi seçmiş bir vakıftır.

Soru - Son olarak, bir Mağusalı olarak, Mağusalılara neler söylemek istersiniz?
Yanıt - Yalnızca Mağusalılara değil, sesimi ulaştırabileceğim herkese, Mağusa adına şunu söylemek isterim: Tarihten ve kültürden gelen olağanüstü bir zenginliğin, mükemmel bir mirasın göz tanıkları olarak Mağusa?da yaşamak, bizlere sunulmuş çok özel bir şanstır? Bir gün, bizlerin de el ve göz izleri kalacak bu kentte? Bugün bizler, nasıl geçmişi araştırmakta ve yazmaktaysak, gelecekte de birileri, mutlaka bu günleri araştıracak ve yazacaklardır? Ben, yıllar sonra bu günleri araştıracak ve yazacak olanların, bizler için, ?kentlerine ve ülkelerine sırtlarını dönmüş insanlar değil, yüzlerini, yüreklerini dönmüş insanlar? olarak değerlendirilmeyi ve yazılmayı isterim. Ve hepimizin bunu istemesi gerektiğine de, tüm kalbimle inanmaktayım.
Yine de, sonuçta herkes kendi doğruları, yanlışları ve yaptıklarıyla vardır ve var olacaktır diye düşünüyorum.

Mağusa Tarihini Araştırma ve Yazın Vakfı

Gazimağusa kentinin sosyal kültürel, sanatsal ve tarihsel kimliğinin araştırılması ve yazılmasını, ses ve görüntü olarak derlenmesini yapmak, yaptırtmak, bu yöndeki çalışmaları özendirmek ve elde edilecek bilgi ve belgeleri arşivlemek suretiyle kitaplaştırılmalarını ve Gazimağusa Kenti ile ilgili olarak kültürel, sanatsal, bilimsel, eğitimsel ve tarihsel boyutlu konferans, seminer, panel, sempozyum (bilgi şöleni) ve açık oturum toplantıları düzenlemek amacıyla Samtay Vakfı kurulmuştur.

İletişim

0392 366 5919
0392 366 3988
samtay[at]kibris.net